YÜREĞİMDE GİZLEDİĞİM

YÜREĞİMDE GİZLEDİĞİM

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU'nun şiir kitabı...
Kendi olmak, kendini yazmak... Üstelik kendi şiirini yazmak... Kendini yazarken yaşadığın toplumun bireyi olduğunun ayrımında olarak, toplumsal sorumluluğu üstlenerek yazmak... Fatin Murat SEFERBEYOĞLU bu bilinçle üretiyor şiirlerini. O, kendinden yola çıkarak bireyi olduğu toplumu, toplumun bireylerinden kendi bilincine yansıyanlarını yazıyor; yalın bir dille kolaycılığa kaçmadan... Bağlandığı damarın sorumluluğunu taşıyarak... Yüreğimde Gizlediğim'i okurken kendinizi, yüreğinizi bulacak; duyarlı bir yürekle bütünleşeceksiniz.

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Günün Şiirir



                                   Y   A  S  A  K

Umutsuzluğu zincirledim
                        Kör zindanlara
Gayrı müebbete hükümlü
                        Yaşamımda umutsuzluk
Karamsarlık yok
            Yasak yılgınlık
Benden uzak olacak kanayan yaraları
Pankartlarla,sloganlarla yarıyorum barikatları
Ben büyüdükçe
            Küçülüyor karşımda umutsuzluk
Evet ben büyüdükçe
            Büyüdükçe doğan güneş
                        Aydınlıklar büyüdükçe
El pençe divan duruyor
            Umutsuzluk huzurumda
Sevdamın olanca gücüyle
                        Sarıyorum yaşamı
Tutsaklık yok bundan böyle
                        Kirli düşüncelerin
                                   Anlamsız karamsarlıkların elinde
Acı veren
            Ağrıtan
                        Ve kutsal sayılan bütün hüzünleri
                                               Bir bir yere çalıyorum
Ellerimde yeni bir yaşam
            Yeni bir kavga var yüreğimde
Ve kutsal kitabımın başına aldım şu sözleri:
“Yılgınlık yok
            Yasak karamsarlık”
                                      Fatin Murat Seferbeyoğlu


14 Temmuz 2011 Perşembe

Günün Şiiri


ACILARLA BİLENDİK

Anamızın kara gözlerinde
            Binlerce ah duyardık
Anamız
            Dert yüklü kervanlardı
                                   Evcilik oyunlarımızda
Pencere diplerinde fesleğenlerin
                        Bahçede ortancaların diliydi anamız
Kınalı elleri severken
Çiçekleri yaprak yaprak
Bir sessiz sağnak olurdu
            Gözlerinde gülüşler
Büyüdük
            Büyüdük
Acılarla bilendik
Akşamları yol gözlerdik
Yorgun dönerdi babamız
Alnındaki çizgilerde
            Umudun dilini
Namusun sesini duyardık
O susar
            Biz dinlerdik


Biz susardık
            Derin bir ah çekerdi hane halkı                                                                    
Büyüdük
            Büyüdük
            Acılarla bilendik

Önce babamız gitti
Çekildi sular
            Düğümlendi boğazımız
Hüznü vurdu sırtımıza
            Taşıdık bir ömür
Gülüşlerimiz buruk
            Sözcükler kekremsiydi gayrı
Büyüdük
            Büyüdük
                        Acılarla bilendik

Anamız gitti sonra
            Boşaldı hanemiz
Lal oldu ağzımız
            Kulaklarımız sağır
Kimsesizlik çöktü omzumuza
            Yandık yakıldık bir ömür
Büyüdük
            Büyüdük
                        Acılarla bilendik   


                   Fatin Murat Seferbeyoğlu

11 Mart 2011 Cuma

Min'el Aşk...

AŞK


Bilirim
İki yakası bir araya gelmez
Bir dar gelirlinin zengin olma düşü gibi
Diyorsun bu sevda

Bilirim
Serseri bir mayın diyorsun
Kime değse
Kimi tutsa
Denizler çekilir
Kurur ırmaklar

Bilirim
Tek cümlelik bir anlatımla
Böyle gelmiş böyle gider diyorsun

Bilirim
Keşkeler diyarında
Umudun sürek avıdır
Bu sevda diyorsun
Uyan diyorsun bilirim
Gün görmez kuytuluklarda
Çiçek açmaz

Ben de bilesin diyorum sana
Her yokuş bir inişe götürür yolcuyu

Bilesin
Toprağı örtse de beyaz ölüm
Kardelen saklar yaşam
Cemreler taşır doğa

Bilesin diyorum
Umudu olmayanın
Yarını olmaz
Ve gün olur
Zemheri ayazı barındırırken
Mart rüzgarı
Bir cemre gibi
Aşk düşer ömrümüze.....

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

7 Mart 2011 Pazartesi

Günün Şiiri

 D İ Y A R B A K I R

Neler yaşadık bu kentte
Neler bıraktık kentin tarihine
Rüzgar savurur mu izlerimizi
Yoksa toza mı karıştı anılar
Bir çengel bulmaca şimdi
Siyah-Beyaz bir fotoğrafla
Anımsıyoruz dostları
Yolların yorgunluğunda
Bir soluk alışıydı Diyarbakır
Surlardan emilen
Bilinmez tatlardı damağımızda
Sardığımız tütünün tanıklığında
Geçti günler
Tanıktı surlar
Kürsüler tanıktı
Kaçak çay rengiydi bakışlar
Ve kaçaktı gülüşler
Sevdalar saklıyordu Dicle
Hasret kokuyordu toprak
Adı kendimizden bile sakladığımız
Fakülteli bir kızdı bu kent
Yanı başımızda karanfile öykünüyordu
Basamıyorduk bağrımıza
Yüreği gırtlağa dayanmış
Bir ceylandık su başında
Ağzımız kuru
Ürkekti susamışlığımız
Elimizdeki kitapların sorgusu
Sardığımız tütünün zehriydi günler
Ciğerimiz rehin
Rehindi yaşamımız
Gözlenen ve özlenen günlerin
Dostluğuydu bu kent
Elimiz ermez sanıyorduk
Sarmıştı oysa bedenimizi
Üniversiteli heyecanlar yaşadık
Dar sokaklarda
Nasıl olgunlaştık
Sayfalar dolusu
Kaç ayakkabı eskittik
Fakülte yollarında
Nasıl daraldı giysilerimiz
Düşüncelerimiz nasıl da kabına sığmadı
Kaç kez ekmeğimize
Katık yaptık soğanı
Üşümüşlüğümüzü
Kaç kez unuttuk yar dizinde
Acılarımızı kaç kez süpürdü
Ben u Sen sohbetleri
Hepsi bir ayak izi eder mi
Sur diplerinde bilinmez
Yaşananları bağrında
Bir karanfil kokusu gibi
Taşır mı kentimiz bilinmez
Ayrı düştük belki
Ama kopamadık
Yıllarca bir yürek atımı
Uzakta durdu Diyarbakır
Gülüşü tutsak
Gözleri bıçak sırtıydı yüreğimizde...

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

22 Şubat 2011 Salı

Günün Şiiri

K O N U Ş M A K - S U S M A K
Konuşmak bir ölüm
Susmak bin
Özledim demek yasak buralarda
Seviyorum demek
Boğazda dizili lokma
En çok da sözcükler yaralıyor
“Gidersen”diye başlıyor
Kanadı kırık cümleler
Eli kanlı konuşmalardan geçiyor yaşam
Zamanı lafa tutmasa
Şu soytarılar diyorum
Serseri adımlarla
Basmasalar bağrımıza
Acımızı taştan taşa çalmasalar
“Su bulanmazsa durulmaz”diyor
Yaşamın bilge yüzü
Bir ömür müdür
Durulmanın bedeli
Haydan mı geldik ki
Huya gidelim

Konuşmak bir ölüm
Susmak bin
Sular çağıldıyor gözümde
Her damla bir kırbaç gibi
Şaha kaldırıyor hüzünleri
Baharlar solduran bir rüzgar
Esiyor deli gibi
Vuruyor yüzüme yüzüme
Yüküm ağır
Yolum uzun
Kal diyemiyorum
Git demeye dilim dönmüyor
En çok da türküler avutuyor
Bağrı taşlı dizelerden geçiyor yaşam
“Kuş kanadı kalem olsa
Yazılmaz benim derdim”

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

21 Şubat 2011 Pazartesi

Günün Şiiri

                  Y U S U F

Bu bir sevda öyküsüdür
Hep söylenegelmiş
Ve kanla yazılmıştır
Erkeklerin hayalarında
ve göğüs uçlarında kadınların
elektrik yanığıdır
Yaşamanın susmaktan geçtiği bir coğrafyada
Susmayanların savaşıdır bu öykü
Ahmet söyler
Yusuf görünür şarkılarda

“Adı Bahtiyar” dır dizelerde
Bilinmez dağlarda kardır sazın notalarında
Görünmeyen bir sevdalıdır Yusuf
“Hayal”i gerçeğe dönüştürür şiirlerde
Ahmet söylerYusuf görünür şarkılarda
Mart’ların, Eylül’lerin
On ikiyi vurduğu bir ülkede
Mayıs coşkusudur Yusuf
Allı morlu dağlardan toplar sözcüklerini
Dizelerini ırmaklarda kurutur
Yağmurlar biriktirir
Gençliğini yaşamadan
Her daim belada olsa da başı
Yitirmez yüzündeki gülümsemeyi
Ahmet söyler
Yusuf görünür şarkılarda

Gün olur
Susar Ahmet
Hayaloğlu’dur ama
Hayal olmaz Yusuf
Yalın kılıç kuşanır şiirlerini
Ve düşer yollara
Yusuf söyler
Ahmet canlanır şiirlerde
Gün olur
Bir mart güneşinde
“Yusuf öldü derler
Ne de kolay söylerler.”
“Göğsüm daralıyor
Yüreğim yanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle”

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

20 Şubat 2011 Pazar

Günün şiiri

       İ Ç İ M D E K İ Ç O C U K

Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Senin büyümen
İnfazıdır yaşama ve doğruluğa olan inancımın
Senin büyümen
Sevdasız coğrafyalara
Sürgünüdür ömrümün

Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
İhanetleri tanıma sen
Ağlamayı bilme
Çıkmaz sokaklarda
Heder etme ömrünü
Uçurum başlarında
Gülümseme ölüme
Bir sevda bilmez uğruna
Bozuk para sesi olmasın umutların

Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Güzelliğini kör ederler
Dilsiz ederler yiğitliğini
Gülüşün sağır
Murdar olur gençliğin
Seni küskün
Seni yalnız koyarlar
Bunca acılar
Bunca yokluklar içinde
Utanmaz olursun
İnsanlığından bile

Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Varsın böyle azap olsun yaşam
Varsın bir garip çocuk desinler
Varsın sevdaya bir damla ihanet
Bir damla ayrılık çalsınlar
Senin çocukluğuna
Senin saflığına
Senin o ulaşılmaz sevdana
Hangi karayı sürebilir
Bu yüreği kara
Yaşamı kapkaralar
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen...

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

3 Ocak 2011 Pazartesi

Günün Şiiri

SİVAS, OYYYYYYY SİVAS!

Şu Sivas’ın içinde
Ozanım yakılır
Şu bozkırın düzünde
Yarınım çalınır
Katran karasıydı elleri
Dillerinde gün görmemiş küfürlerle geldiler
Yalnızca sazı vardı Hasret’in
Metin’in dizeleri
Mahçup gülümsemesi Asım’ın
Ne diyebilirlerdi ki
Bu küfre bulaşmış yoz imana
Sustular
Beklediler
Duman doldu ciğerlerine
Buruk bir gülümseme kaldı dudaklarında

Şu Sivas’ın içinde
Ozanım yakılır
Şu bozkırın düzünde
Yarınım çalınır
Ölüm bulaşmıştı yüreklerine
Sokaklara salyaları akıyordu
Yalnızca şiirleri vardı Behçet’in
Akarsu’ların türküleri
Ve umuda tutunan elleri vardı
Otuz yedi canın
Ne diyebilirlerdi ki
Bu ölüme susamış yobaz sürüsüne
Çöküp kaldılar basamaklara
Sustular
Beklediler
Duman doldu ciğerlerine
Buruk bir gülümseme kaldı dudaklarında

Şu Sivas’ın içinde

Ozanım yakılır
Şu bozkırın düzünde
Yarınım çalınır
Kimi türkülerini alıp gitti
Kimi şiirlerini
Ay aydındı yüzleri
Bu toprağın sesiydi hepsi
Onlar konuşur
Ağıtlar dinerdi
Ne diyebilirlerdi ki
Bu vahşeti izleyen suskun milyonlara
Haykırdılar
Çıkınlarına doldurup aydınlık yarınları
Gittiler
Duman doldu ciğerlerine
Bir utancın yükü kaldı omzumuzda…

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

18 Aralık 2010 Cumartesi

Günün Şiiri

Y A N I L S A M A

Sevda ektiğim topraklarda
Bire bin veriyor ayrılıklar
Sebebini ne ben biliyorum
Ne de toprak
Yağmurun sesinde mi
Sözünde mi rüzgarın
Bir yerlerde saklanıyor
Bu ayrılık virüsü belli
Belki de içime çektiğim zehirde
Ya da damarlarımda dolaşan
Aslan sütünde gizli
Öküzlerin ardında
Adım adım karıştırıp toprağı
Bir ibadet kutsallığı ile
Serpiyorum tohumları
Güzellikler,sevgiler
Sevinçler,dostluklar
Ve yaşam adına ne varsa
Saçıyorum toprağa
Ama bire bin veriyor acılar
Bir bilmece mi bu
Yanılsama mı yoksa
Yoksa ben
Sevinç diye hüznü
Dostluk diye yalnızlığı
Sevgi diye özlemleri mi
Taşıyorum ellerimde
Mayamızı çalanlar
Zehir mi karıştırmışlar güzelliklere
İnleyen Mekke’nin
Derdi mi katılmış aşımıza
Ne olursa olsun belli ki
Gülmeyi yüzümüze
Sevmeyi gönlümüze
Adını dilimize çok görmüşler
Sevda ektiğim topraklarda
Bire bin vermesinden belli ayrılıkların...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

27 Kasım 2010 Cumartesi

Günün Şiiri

K A Ç K E Z

Kaç gece dolaştım
Bu kenti baştanbaşa
Kaç kez hasreti vurdum sokaklara
Işıklı karanlıklar
Şarkılı yalnızlıklar ortasında
Kaç kez burkuldu içim
Gözlerim kaç kez doldu boşaldı
Söylenmemiş sözler bıraktım arkamda
Dağlanmış yaralar alıp yanıma

Bu kenti kaç kez
Yüreğime sığdırdım bilemezsin
Sokaklar sokaklara yakın bu kentte
Sokaklar bulvarlardan uzak
Her yol yeni bir yalnızlığa çıkıyor
Her köşebaşında yedibaşlı ayrılıklar
Kaç kez kıstırıldım
Nasıl hırpalandım bilemezsin

Ne oldu bize
Nasıl bozuldu o büyü
Nerde yitirdik o tılsımı
Seni aradım
Gündüzler ekleyip geceye
Elleri titredi bu kentin
Kırlangıçlar yağmur taşıdı
Telaşlı kanatlarında
Sokaklar bulvar tanımıyor bu kentte
Her yol sensizliğe dönüyor
Kaç kez bunaldım
Ölümü kaç kez yakından gördüm bilemezsin...

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU