AŞK
Bilirim
İki yakası bir araya gelmez
Bir dar gelirlinin zengin olma düşü gibi
Diyorsun bu sevda
Bilirim
Serseri bir mayın diyorsun
Kime değse
Kimi tutsa
Denizler çekilir
Kurur ırmaklar
Bilirim
Tek cümlelik bir anlatımla
Böyle gelmiş böyle gider diyorsun
Bilirim
Keşkeler diyarında
Umudun sürek avıdır
Bu sevda diyorsun
Uyan diyorsun bilirim
Gün görmez kuytuluklarda
Çiçek açmaz
Ben de bilesin diyorum sana
Her yokuş bir inişe götürür yolcuyu
Bilesin
Toprağı örtse de beyaz ölüm
Kardelen saklar yaşam
Cemreler taşır doğa
Bilesin diyorum
Umudu olmayanın
Yarını olmaz
Ve gün olur
Zemheri ayazı barındırırken
Mart rüzgarı
Bir cemre gibi
Aşk düşer ömrümüze.....
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
D İ Y A R B A K I R
Neler yaşadık bu kentte
Neler bıraktık kentin tarihine
Rüzgar savurur mu izlerimizi
Yoksa toza mı karıştı anılar
Bir çengel bulmaca şimdi
Siyah-Beyaz bir fotoğrafla
Anımsıyoruz dostları
Yolların yorgunluğunda
Bir soluk alışıydı Diyarbakır
Surlardan emilen
Bilinmez tatlardı damağımızda
Sardığımız tütünün tanıklığında
Geçti günler
Tanıktı surlar
Kürsüler tanıktı
Kaçak çay rengiydi bakışlar
Ve kaçaktı gülüşler
Sevdalar saklıyordu Dicle
Hasret kokuyordu toprak
Adı kendimizden bile sakladığımız
Fakülteli bir kızdı bu kent
Yanı başımızda karanfile öykünüyordu
Basamıyorduk bağrımıza
Yüreği gırtlağa dayanmış
Bir ceylandık su başında
Ağzımız kuru
Ürkekti susamışlığımız
Elimizdeki kitapların sorgusu
Sardığımız tütünün zehriydi günler
Ciğerimiz rehin
Rehindi yaşamımız
Gözlenen ve özlenen günlerin
Dostluğuydu bu kent
Elimiz ermez sanıyorduk
Sarmıştı oysa bedenimizi
Üniversiteli heyecanlar yaşadık
Dar sokaklarda
Nasıl olgunlaştık
Sayfalar dolusu
Kaç ayakkabı eskittik
Fakülte yollarında
Nasıl daraldı giysilerimiz
Düşüncelerimiz nasıl da kabına sığmadı
Kaç kez ekmeğimize
Katık yaptık soğanı
Üşümüşlüğümüzü
Kaç kez unuttuk yar dizinde
Acılarımızı kaç kez süpürdü
Ben u Sen sohbetleri
Hepsi bir ayak izi eder mi
Sur diplerinde bilinmez
Yaşananları bağrında
Bir karanfil kokusu gibi
Taşır mı kentimiz bilinmez
Ayrı düştük belki
Ama kopamadık
Yıllarca bir yürek atımı
Uzakta durdu Diyarbakır
Gülüşü tutsak
Gözleri bıçak sırtıydı yüreğimizde...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Y U S U F
Bu bir sevda öyküsüdür
Hep söylenegelmiş
Ve kanla yazılmıştır
Erkeklerin hayalarında
ve göğüs uçlarında kadınların
elektrik yanığıdır
Yaşamanın susmaktan geçtiği bir coğrafyada
Susmayanların savaşıdır bu öykü
Ahmet söyler
Yusuf görünür şarkılarda
“Adı Bahtiyar” dır dizelerde
Bilinmez dağlarda kardır sazın notalarında
Görünmeyen bir sevdalıdır Yusuf
“Hayal”i gerçeğe dönüştürür şiirlerde
Ahmet söyler
Yusuf görünür şarkılarda
Mart’ların, Eylül’lerin
On ikiyi vurduğu bir ülkede
Mayıs coşkusudur Yusuf
Allı morlu dağlardan toplar sözcüklerini
Dizelerini ırmaklarda kurutur
Yağmurlar biriktirir
Gençliğini yaşamadan
Her daim belada olsa da başı
Yitirmez yüzündeki gülümsemeyi
Ahmet söyler
Yusuf görünür şarkılarda
Gün olur
Susar Ahmet
Hayaloğlu’dur ama
Hayal olmaz Yusuf
Yalın kılıç kuşanır şiirlerini
Ve düşer yollara
Yusuf söyler
Ahmet canlanır şiirlerde
Gün olur
Bir mart güneşinde
"Yusuf öldü derler
Ne de kolay söylerler.”
“Göğsüm daralıyor
Yüreğim yanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle”
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İ Ç İ M D E K İ Ç O C U K
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Senin büyümen
İnfazıdır yaşama ve doğruluğa olan inancımın
Senin büyümen
Sevdasız coğrafyalara
Sürgünüdür ömrümün
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
İhanetleri tanıma sen
Ağlamayı bilme
Çıkmaz sokaklarda
Heder etme ömrünü
Uçurum başlarında
Gülümseme ölüme
Bir sevda bilmez uğruna
Bozuk para sesi olmasın umutların
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Güzelliğini kör ederler
Dilsiz ederler yiğitliğini
Gülüşün sağır
Murdar olur gençliğin
Seni küskün
Seni yalnız koyarlar
Bunca acılar
Bunca yokluklar içinde
Utanmaz olursun
İnsanlığından bile
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Varsın böyle azap olsun yaşam
Varsın bir garip çocuk desinler
Varsın sevdaya bir damla ihanet
Bir damla ayrılık çalsınlar
Senin çocukluğuna
Senin saflığına
Senin o ulaşılmaz sevdana
Hangi karayı sürebilir
Bu yüreği kara
Yaşamı kapkaralar
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------SİVAS, OYYYYYYY SİVAS!
Şu Sivas’ın içinde
Ozanım yakılır
Şu bozkırın düzünde
Yarınım çalınır
Katran karasıydı elleri
Dillerinde gün görmemiş küfürlerle geldiler
Yalnızca sazı vardı Hasret’in
Metin’in dizeleri
Mahçup gülümsemesi Asım’ın
Ne diyebilirlerdi ki
Bu küfre bulaşmış yoz imana
Sustular
Beklediler
Duman doldu ciğerlerine
Buruk bir gülümseme kaldı dudaklarında
Şu Sivas’ın içinde
Ozanım yakılır
Şu bozkırın düzünde
Yarınım çalınır
Ölüm bulaşmıştı yüreklerine
Sokaklara salyaları akıyordu
Yalnızca şiirleri vardı Behçet’in
Akarsu’ların türküleri
Ve umuda tutunan elleri vardı
Otuz yedi canın
Ne diyebilirlerdi ki
Bu ölüme susamış yobaz sürüsüne
Çöküp kaldılar basamaklara
Sustular
Beklediler
Duman doldu ciğerlerine
Buruk bir gülümseme kaldı dudaklarında
Şu Sivas’ın içinde
Ozanım yakılır
Şu bozkırın düzünde
Yarınım çalınır
Kimi türkülerini alıp gitti
Kimi şiirlerini
Ay aydındı yüzleri
Bu toprağın sesiydi hepsi
Onlar konuşur
Ağıtlar dinerdi
Ne diyebilirlerdi ki
Bu vahşeti izleyen suskun milyonlara
Haykırdılar
Çıkınlarına doldurup aydınlık yarınları
Gittiler
Duman doldu ciğerlerine
Bir utancın yükü kaldı omzumuzda…
Fatin murat SEFERBEYOĞLU
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Y A N I L S A M A
Sevda ektiğim topraklarda
Bire bin veriyor ayrılıklar
Sebebini ne ben biliyorum
Ne de toprak
Yağmurun sesinde mi
Sözünde mi rüzgarın
Bir yerlerde saklanıyor
Bu ayrılık virüsü belli
Belki de içime çektiğim zehirde
Ya da damarlarımda dolaşan
Aslan sütünde gizli
Öküzlerin ardında
Adım adım karıştırıp toprağı
Bir ibadet kutsallığı ile
Serpiyorum tohumları
Güzellikler,sevgiler
Sevinçler,dostluklar
Ve yaşam adına ne varsa
Saçıyorum toprağa
Ama bire bin veriyor acılar
Bir bilmece mi bu
Yanılsama mı yoksa
Yoksa ben
Sevinç diye hüznü
Dostluk diye yalnızlığı
Sevgi diye özlemleri mi
Taşıyorum ellerimde
Mayamızı çalanlar
Zehir mi karıştırmışlar güzelliklere
İnleyen Mekke’nin
Derdi mi katılmış aşımıza
Ne olursa olsun belli ki
Gülmeyi yüzümüze
Sevmeyi gönlümüze
Adını dilimize çok görmüşler
Sevda ektiğim topraklarda
Bire bin vermesinden belli ayrılıkların...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
K A Ç K E Z
Kaç gece dolaştım
Bu kenti baştanbaşa
Kaç kez hasreti vurdum sokaklara
Işıklı karanlıklar
Şarkılı yalnızlıklar ortasında
Kaç kez burkuldu içim
Gözlerim kaç kez doldu boşaldı
Söylenmemiş sözler bıraktım arkamda
Dağlanmış yaralar alıp yanıma
Bu kenti kaç kez
Yüreğime sığdırdım bilemezsin
Sokaklar sokaklara yakın bu kentte
Sokaklar bulvarlardan uzak
Her yol yeni bir yalnızlığa çıkıyor
Her köşebaşında yedibaşlı ayrılıklar
Kaç kez kıstırıldım
Nasıl hırpalandım bilemezsin
Ne oldu bize
Nasıl bozuldu o büyü
Nerde yitirdik o tılsımı
Seni aradım
Gündüzler ekleyip geceye
Elleri titredi bu kentin
Kırlangıçlar yağmur taşıdı
Telaşlı kanatlarında
Sokaklar bulvar tanımıyor bu kentte
Her yol sensizliğe dönüyor
Kaç kez bunaldım
Ölümü kaç kez yakından gördüm bilemezsin...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
H E M D E N A S I L
Ölümcül bir hastaya
Kar ya da nar sorulunca
Bir hücre cezalısına
Toprak ya da güneş sorulunca
Ya da yüreğime
Sen ya da sevgin sorulunca
Bu isteği karşılayacak iki kelime vardır ancak
“H e m d e n a s ı l”
Evet yüreğin derinliklerinden süzülen iki kelime
“H e m d e n a s ı l”
Bir susuza su sorulunca
Aş sorulunca bir aşsıza
Yorulmuşa demli bir çay sorulunca
Kavuşma sorulunca bir yarsıza
Ya da bana sen sorulunca
Bu isteği karşılayacak iki kelime vardır ancak
“H e m d e n a s ı l”
Evet yüreğin derinliklerinden süzülen iki kelime
“H e m d e n a s ı l”
Şimdi bana diyorsun ki
Seviyor musun beni?
Canın canıma bağlı mı?
Ya da beni sarmak mı dileğin?
Yoksa kavuşmanın ateşi ile yanmak mı derdin?
Ne sorarsan sor
Sen varsan ucunda
Yüreğin varsa
Kavuşmak varsa
İki sözcük süzülüyor yüreğimden
“H e m d e n a s ı l”
“H e m d e n a s ı l”
“H e m d e n a s ı l”
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İ Ş T E B U Y U R
İlle de bensizlik üstüne kuracaksın yaşamı
Kahrolası bir mantık eşliğinde öyle mi
Boğdurup yüreğini hüzün zindanlarında
Mantıklı mutsuzluk tahtına oturacaksın öyle mi
İşte buyur
Taht senin
Baht senin öyleyse
İlle de güçlüyüm ben
Unutabilirim istersem diyeceksin öyle mi
Yani bir kendini kanıtlama çabasına
Peşkeş çekeceksin kendin olmayı
Duygusuz
Sevgisiz
Ve bensiz
“Ben istersem”sarayında konaklayacaksın öyle mi
İşte buyur
Ülke senin
Güç senin öyleyse
İlle de hücre cezasına çarptırıp yüreğini
Ağlamam ben
Çaresiz değilim diyeceksin öyle mi
Ateşlerde kavurup bedenini
Sevgiyi öldüreceksin öyle mi
İşte buyur
Hücre senin
Hançer senin öyleyse
Elinde bir hançerle
Yöneteceksen yaşamını
Hücreye atacaksan
Sevdaları,dostlukları
Çamlıbel’den yükselen Köroğlu’nun sesini
Caniklerden yayılan Hekimoğlu’nun gücünü
Unutma derim sana
İşte buyur
İsyan benim
Türkü benim
Sevda benim öyleyse...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
S O R M A G İ T S İ N
Sensizliğe vurdu mu saatler
Bir cehennem ateşi sarıyor ki
Bedeni sorma gitsin
Sorma gitsin
Yardan uçan keçileri
Bir tutam ot değil dertleri
Yaşamak için uğraştır kavgaları
Sensizliğe durdu mu geceler
Bir zemheri ayazı savruluyor ki
Yürekte sorma gitsin
Sorma gitsin
Arpadan ölen atları
Bir avuç yem değil istekleri
Açlıktan ölmemek bütün korkuları
Sensizliğe takıldı mı takvimler
Bir katran karanlığına düşüyor ki
Gelecek sorma gitsin
Sorma gitsin
Kırmızı güldeki yarayı
Sevdiğini öldürmek değil derdi
Kavuşamamaktır tüm acısı
Ama bir de gelişine döndü mü sabahlar
Bir ilkyaz yağmuru yağıyor ki
İçime sorma gitsin
Sorma gitsin
Ağaçlardaki ıslak sevinçleri
Kurumaktan kurtulmak değil neşeleri
Yağmur olup yağan sevgiliyi hissetmek mutlulukları...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
D E K İ
De ki yaşanmadı bu sevda
Gözler buluşmadı
Terlemedi eller
Kavuşmak kurtuluş sayılmadı yüreklerde
İlk damlalar düşmedi
Çatlamış topraklara
De ki sevmedin beni çıldırasıya
Seni sevmedim kanatarak ayrılıkları
Verilmiş sözleri yok say
Yok say kuruyan pınarları
Altına imza attığımız acıları
Meydan okuduğumuz korkuları
Kırıp dökülen umutlar toplamını
Sevdayı yalnızlıklara bölüşümüzü
Düş arası gerçekleri yok say
De ki yaşamadı böyle bir adam
Sözleri ılık ılık akmadı yüreğine
Sevdası sarmadı bedenini
De ki surları tarih kokan bir kentin
Acılarla avuttuğu
Ölümlerle büyüttüğü bir garip adamdı
Bir yıldız kayar gibi karanlık bir gecede
Bir bulut geçer gibi güneşin önünden
Yok say yaşananları
Varsın adımız sanımız bilinmesin
Sevdamız mutlaka akar yarınlara
Bir yerlerde sarar yürekleri nasıl olsa...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
K A Y I P S E V D A
Karanlık ve kirli bir gece
Akıyor avuçlarımdan
Hüzün artığı yalnızlıklar
Doldurmuş gözlerimi
Yasak bir iklimin hükmettiği
Kayıp bir coğrafyada
Zor bir sevda içinde
Biraz suskun
Biraz hüzne eş
Yorgun ve bunalmışım
Hani labirentte çıkış ararsın
Ve her bulduğun çıkışta
Umutsuzluğa eş olursun ya!
Beni bu bunaltıdan çıkaracak olan
Ey Sevgili
Ey canımın can yoldaşı
Adını söyleyemem ki
Bağıramam ki seni sevdiğimi
Kayıp coğrafyalarda
Sevdalar da kayıptır çünkü
Karanlık ve kirli bir gece
Akıyor avuçlarımdan
Ve sana dokunmak yasak bana
Yasak bana seni sarmak
Peki ya!
Nasıl yaşar bir insan
Özlemle kavrularak
Ekmeğin buğusu içini yakarken
Nasıl yaşar aç bi-ilaç
Ey sevgili!
Başkentimi bulmuşum
Ama ülke kayıp
Bir kez of çekmişim
Ama karşıda dağ yok
Ve sen deyince içim aydınlanıyor
Biz deyince hüzne duruyor umutlar....
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
S O N M E K T U P
I.
Bu sana son seslenişim
Bu sevdama son seslenişim aslında
Her şey seninle başlamıştı
Seninle anlam bulmuştu yaşam
Çünkü sen
İçimde gitgide artan coşkunun
Çünkü sen
İçimde yeşeren fidanın
Çünkü sen
İçimde büyüyen sevginin adı oldun
Seninle hapishaneler
Makam-ı Yusuf oldu gözümde
Seninle cehennem ateşleri
İbrahim’in gölüne döndü bedenimde
Ve seninle tuzla kavrulan bağrına
Su serpmedi Kızılırmak’tan karakoyun
Ömrümün bozkırında
Seninle silindi acılar
Sözcüklerin hiçbir şeyi anlatmaya yetmediğini
Ve sevdayı anlatmanın mümkün olmadığını seninle anladım
Evet seninle açılmamıştı ama
Seninle kapanıyor perde
Bundan sonrası
Ve gayrısı yok artık gönül defterimde
Hep iyikilerle,varolasınlarla
Nakış nakış işledim sevdamı
İki düz bir ters değildi örgü
İyikilerin arkasına
keşkeleri saklamadım çünkü
Beynimle,yüreğimle ve bedenimle
Sana verdim yaşamımı
İhanet şerbetini içmeden
Dostluğa kan sıçratmadan
Ben hiç böyle sevmedim
Hiç kabe diye yüz sürmedim sevdiğime
Adınla başladı her şey
Ve adın tamamladı her şeyi...
II.
Şimdi senden uzaklarda
Yokluğunun coğrafyasında
Niçinler sıralanıyor dağlar boyunca
Duygularımı ölçüsüzce harcamak
Sevgide sınır tanımamak
Yine hançer sapladı sırtıma
Yine kahpe bir kurşunla kanlar içinde kaldı bedenim
Seni görmemek
Sesinden mahrum yaşamak
Ve gözlerine hasret kalmak
Kahrederken beni
Kan damlarken gözlerimden
Beklemenin sıcağıyla kavrulurken
İçimdeki fidanlar
Betonlara yenilen
Asırlık çınarlar gibiyken yüreğim
Yalnız kalmayasın diye
Güvercin kanadına sürerken yalnızlığı
-Ki Kerbela’da Hüseyin’den almışlardı
Korkusuzluğun ve zulme direnmenin gücünü bilirsin-
Seni sarsın diye
Dalgalara anlatırken sevdamı
Bensizlik denizine düştüğünde
Hep yanında olsun diye
Bir Yunus’a anlatırken sensizliği
Ve ellerimde toplayıp
Efsanelerin bütün iyilerini
Sevgim dolaşsın diye
Yürekten yüreğe
Bir mitoloji yaratırken adından
Senden geldi kurşunların en yağlısı
Ve ateşlerin en çaprazı
Şimdi niçinlerin sıradağlarında
İyi niyetlerimin katline çıktım
Amansız bir sürek avıyla
Yoruldum artık böyle olmamalıydılardan
Evet sana son seslenişim bu
Son kendimi ortaya koyuşum...
III.
Dert söyletir
Hal ağlatırmış sevdiğim
Hep kararlı
Hep umut dolu gözlerimde
Işık kalmadı artık
Işıkları söndürdüler bebeğim
Kurnazca ve haince
Karanlığa gömdüler aydınlık geceleri
Ve ellerini kullandılar ışıkları söndürürken
Oysa öylesine bağlanmıştım ki sana
Öylesine sarhoştum ki gözlerinin aydınlığında
Doğru söylemişti Yazar
“Ancak benzerim öldürebilirdi beni”
Ve benzerim yok etti bendeki beni
Şimdi Leyla’yı arayan
Bir çöl bedevisi gibi
Şaşkın,umutsuz ve bilinçsizim
Leyla dağda ya da çölde değildir
Leyla yürektedir
Bunu bile sezemiyorum
Kıblemi yitirdim
Kabesi yok artık ömrümün
Bir avuç suya değişti
Sevginin gücünü karakoyun
Ve ben kavalı elinde
Sevdası yüreğinde bir garip adamım şimdi
Yüreğimde gizlediğim demiştim adına
Yüreğimde gizlediğim olarak kalacaksın yanımda
Elveda ya da Hoşça kal’ı yok bunun
Son sesleniş diyorum buna
Artık adın yok
Adına inanç yok
Ömrümün geri kalanında...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ü Ç Ü N C Ü M E K T U P
I.
Sevdasına ömür adadığım
Adına kurban olduğum
Adını yüreğime yaktığım
Sevmekten yorulur mu insan
Yorulur mu sevgiyi aramaktan
Yanıtsız değil sanırdım
Yanıtı kolay bilirdim
Oysa seni tanıdıkça anlıyorum ki
Yorgun düşebilirmiş insan sevmekten
Sevgiyi taşımak yorabilirmiş insanı
Yüzlerce binlerce kez sevgim
Yürek yürek bağırdı
Yüreğin inadına sağırdı oysa
Sesime ses ver
Yoksa boğulacağım dedim
Ses olmak istemiyorum dedin
Suçlu ve güçlü benmişçesine
Öznesi yitik cümleler diyarında
Edilgen bir fiilin sözde öznesiydim sanki
Etken olmaya sevdalı
Ama edilgenliğe mahkum yüklemler gibi
Elime el uzat
Savrulacağım yoksa dedim
Yitik özneler gibi kanattın yaralarımı
Her zaman haklı değildir insan
Ya da haklıyken de haksız olabilmelidir sevdiğine karşı
Bu kadar mı zor
Sevdiğine baş eğmek
-Ki sevdiğin hep baş eğmişken sana-
Sevmek sırçadan bir saraydır
Ve iki kişi taşıyabilir onu unutma
Yük ağırlaşıyor haberin olsun
Ellerim sızlıyor ağırlıktan haberin olsun
Omuz ver ikigözüm
Gurur yıkacak bu sevdayı
Gurur incitecek
İçimdeki çocuğu...
II.
Öznesiz konuşuyor
Sevdanın bilge yüzü
Öznesiz yaşıyor
Aşkın göçebeleri
Sesime ses ol
Vurulmasın içimdeki kırlangıçlar
Sesime ses ol
Ölmesin bende gizli senler
Bu konuşan sevdanın sesi
Çaresizliğin
Vurulmuşluğun
Ve sessizliğin sesi
El gün içinde boyun bükmek istemiyorum
Kan kusuyor
Kızılcık şerbetine yoruyorum
Kol kırılıyor
Yen içine saklıyorum acıları
Öznesi yitik cümlelere
Rehnetme beni
Eksik kalmasın
Aşkı saklayan cümleler
Seni böyle sevdim diye
Böyleleri çoğaltma ne olur
Seni sevdim diye
Eşdeğer tutma sevmeyi hüzne
Ayrılıkları
Acıları
Yok sayılışları
Ve dizi dizi terkedilişleri bilirim diye
Bilirim diye yaşamın göz yaşartan renklerini
Bir renkte sen ekleme ne olur
Bak yeter diyor sana
İçimdeki çoğul sevda
Bak gül diyor sana
Gözümdeki nemli bulut
Duymuyor musun
Görmüyor musun
Bak seviyorum diyor sana
Göğüs kafesimde atan yürek
III.
Yürüdüm yollar boyu
Sana uzandı çıkışlar
Köpürdüm dalgalar boyu
Sana döndü kıyılar
Özne belliydi aslında
Sadece gizlenmişti
Büyütmemek için
Depremin şiddetini
Hızlandırmamak için
Yaprak dökümünü
Tanımak diyorsun ya!
Böyle mi tanıyorsun beni diyorsun ya!
Kırarak,dökerek
Kanatarak yaraları
Acıları arttırarak söylüyorsun üstelik
Mil çekiliyor gözlerime
Bir acayip kararıyor gökyüzü
Gün geceye dönüyor ansızın
İnanmak diyorsun ya!
Bana inancın kaldı mı diyorsun ya!
Beni yakan ateşi harlayarak
Yüreğimdeki demiri kızıllaştırarak
söylüyorsun bunları
Hançer vuruluyor sırtıma
Salkım salkım ayrılık açıyor saksılarda
Acının ateşiyle kızarıyor karanfiller
Oysa tanımak
İnanmak değil midir
İnanmak sevmeyi anlatmaz mı
Yani seviyorum demek
Tanıyor ve inanıyorum değil midir
Anla bunu
Ve sil yüreğindeki kuşku karalığını
Sil ve tut ellerimi
IV.
Bu son olmalı bebeğim
Bu son olmalı
Kapanmalı bu defter
Ya hep
Ya hiç demelisin artık
Her mektup acabalar taşımamalı
Ve sitemleri yüklenmemeli
Her mektup
Her mektupta
Vuslat bir başka bahara kalmamalı
Gözlerim yoruldu
Yağışlı günler gibi bakmaktan
Yoruldu yüreğim
Zemheri ayazında kavrulmaktan
Ve sevdam yoruldu
Kırılmaktan,yanmaktan
Yana yakıla beklemekten
Kızgın demiri sulamanın
Toprağa tohum saçmanın zamanıdır artık
Bu son olmalı canımın içi
Bu son olmalı
Ya var olmalı bu sevda
Ya da susmalı yürek sonsuza kadar
Sözün özü
Bir yol ayrımındayız ki
Üçüncü bir seçenek yok
Bir başka boyuta dayanma gücü yok artık
İyi düşün
Duyguların imbiğinden damıtılmış
Ve sevdayla harmanlanmış bir yaşam sunuyorum sana
Düşün düşünebildiğin kadar
Bak karşında gürül gürül akıyor
Bağıra bağıra susuyorum
Hoşça kal ya da Merhaba
Unutma!
Seni bekliyorum....
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İ K İ N C İ M E K T U P
I.
Bugün sana söyleyeceklerimi
Bir bir sıralamıştım oysa
Ama anladım ki
Bazı şeyler maddelenmiyormuş
Sıralamayı yüklenemiyormuş
Sevda sözleri
Adınla başlıyor her şey dedim
Seni sevdim çoğaldım dedim
Ben sende kayıp sandığım kentleri dedim
Dedim de dedim
Yüreğimdeki ırmak
Seninle coştukça
Setler çekmeye çalıştın
Anlaşılmaz biçimde
Benim söylediklerim
Arkasında kaldı söylenenlerin
Bir de tuttun kumar oynadın
Sevda sözlerim adına
Yarama basma demiştim oysa
Kanatma yaralarımı demiştim
Yaşam zordur sevdiğim
Zordur sevda
Çünkü tanımı
Kuralı
Ya da formülü yoktur
Oyun içinde kurnazlığa yenilecek kadar saftır
Bir tek olasılığı vardır
Sevda da uzun ömrün
Güveneceksin
Hem de öyle sıradan değil
Kayıtsız şartsız güveneceksin
Aksi halde sevda temelsiz kalır
Ve bir nefeste yıkılır
“İşte büyük sevdanız”
“İşte yürekli dediğiniz sevgili”
Der birileri bıyık altından gülerek
Tetik ol meleğim
Sıkı dur
Yaşam zordur
Zordur sevda çünkü
Tanımını ve kuralını aramak
Düşler ülkesini gezmek gibidir
II.
Anımsar mısın
İyi ki varsın demiştim
İyi ki yüreğini yüreğime ekledin demiştim
Yalnızlığı dost edinmiş
Bir yürekle söylemiştim bunları
Elimden tutup beni yaşamın akışına çektiğin zaman
Su akmalı
Akmalı ki yatağını bulmalı dediğin zaman
Attığın adımın hesabını verebilmelisin demiştim
Ne erken
Ne de geç
Her şey yerli yerinde olmalı
Bir şeyleri zaman belirlemeli demiştim
Ama yine olmadı
Yine zamanı yenmek istedin
Ben bilirim dedin yine
Ve sevdamızı sürüp ortaya
Rest dedin hem de ölümüne
Bir şeyi gözardı ettin bebeğim
Sevda restleşme aracı olmaz
Yürekte ne saklıdır
Ya da ölçüsü nedir sevdanın
Bunun yanıtı kumarda bulunmaz
Şimdi ipotek altında yüreğim
Acabalar uçuşuyor beynimde
Ha vurdu
Ha vuracak birisi
Ve biliyorum ki
Acabalardır sevdaların kemirgenleri
Neden sevdiğim neden
Kaç kez sınadın beni bir anımsa
Kaç kez sınadın da
Düştün benimle yollara
Tam da sırtımı dayamışken gülen gözlerine
Neden sevdiğim neden
Neden rest dedin
Damla damla biriken sevda gölümüze
III.
Bu mektup hiç yazılmamalıydı belki
Hiç anlatılmamalıydı yanlışlar
Kurnazlık dürüstlüğü vurmamalıydı böyle
Her şey senin yüreğin kadar temiz değil ki
Şimdi içimde kemirgenler
Durmadan çalışıyor
Gecenin bu yalnızlık ayrımında
Kağıda yüreğimden değil
Gözlerimden damlıyor ıslak sözcükler
Daha dün iyi ki varsın derken
Şimdi neden diyorum
Ne kadar acı değil mi
Göz yaşartacak kadar
Benliğimi yakacak kadar acı
Oysa sorsaydın bana
Niçin deseydin
Yargısız infaz yapmasaydın
Aşağılamasaydın sevdamı
Kazanmanın tadına
Mutluluğu banacaktık
Kuşku ile yaşıyorsan benim yanımda
Beni benle değil
Kurnazlığa yenilmiş sözlerimle sınıyorsan
Payıma yine gözyaşı düştü demektir
Sevgim anlaşılmazlığın tutsağı demektir
“Her ağacın kurdu özünden olur
Yiğidin kemliği sözünden olur”
Diyenler haklı çıkmışlardır bir kez daha
Ve sen bu sözü anlamamışsan
Yüreğini yüreğimin kapısına dayamamışsındır
Yani bir yürek yanılsamasıdır yaşananlar
Ve ben taşıyamam bu yükü...
IV.
Yüreğimde acı savruluyor
Bedenimde hüzünlü bir bekleyiş
Ellerimde güvensizlik kelepçesi
Zincirler şakırdıyor ayaklarımda
Kurtuluşu sende görmüş
Yoluna baş koymuşken
Neden boğazıma yutkunmayı
Gözlerime ağlamayı armağan ettin
Öyle sevmiştim ki seni
Seni öyle değerlere bağlamıştım ki
Anlatmak olası değil
Olası değil yüreğimi avuçlarına bırakmak
Çünkü eksik olan bir şeyler var
Güvensizlik pusuda
Pusuda kuşkular
Ve öylesine hazırlıksızım ki
Tek kurşun yetebilir katlime
“Her sevda ihanetle kardeştir”dediler
“Her sevdalı biraz da kalleştir”dediler
Hayır dedim
Sevdanın kutsallığı kalmaz
İhanetle sarmalanınca
Kalmaz yüreğin büyüklüğü
Kalleşlikle oyalanınca
Ama vurulmama öyle bir yardım ettin ki
Öyle bir güldürdün ki
İhaneti ve kalleşliği barındıranları
Yüreksiz bir zavallı oluverdim şimdi
Ve öyle kurnazdılar ki
Bunu sana söylettiler
Benzerim değil
Benzerim sandığım dedirttiler
Oysa hep dedim ki sana
Benzerim sandığım bana bir şey yapamaz
Ancak elmanın diğer yarısı vurabilir beni
Ve şimdi upuzun kanlar içinde yatıyorsam
Ellerinde kanım var sevdiğim
Ellerinde kanım...
V.
Sana bunları yazmak
Kolay olmadı gül yüzlüm
Kolay olmadı
Yüreğimdeki sancıyı anlatmak
Ve ben gecenin koyuluğunda
Duman duman eriyorsam
Çıkış bulmaktır tek derdim bilesin
Yanlışı açmazsan doğrular yaşam bulmaz çünkü
Hiçbir şey için son yoktur
Her son bir başlangıçtır aslında
Bunca yaralanmışlığa
Aşağılanmışlığa karşın
Benzerim sandığım yüreksize
Zayıf ve karamsara karşın
İçimden coşkun bir sel sana akıyorsa
Gurur-Ki her şeyim onun üstünedir-
Bir masal gibi kalıyorsa
Gözlerine hem de nasıl bir susamışlık varsa
Her şeyi unutmuş bir yürekle
Kapına dayanmışsam
Bu sevda değil de nedir sevdiğim
Bu sonu başlangıç yapmak içinse geç değildir
Geç değildir kemirgenlerden kurtulmak
Kurnazlıklara gözünü açmak için
Haydi ne olur
Uzanan ellerimi boş çevirme
Ve gidelim seninle
Onuncu köyün sevda ormanına...
VI.
Bir daha ki mektup yazılır mı
Ya da bir daha ki mektupta buluşur muyuz bilmem
Yüreğim hala adını vuruyor bilesin
Hala adınla sağılıyor güzellikler
Yüreğin esir düşmeden güvensizliğe
Tutsak etmeden beynini kuşkular
Arın kara düşüncelerden
Arın ve gel yanıma
Bir önceki mektupta susmak demiştim
Susmak kimi zaman en büyük anlatımdır demiştim
Yine susuyorum
Bir bekleyişe teslim edip yüreğimi
Sadece tütün çekiyorum yüreğime
Bilirsin ki
Yaraya tütün basar çaresizler
Çare sende
Çözüm ikimizde
Şimdilik hoşça kal sevdiğim
Adın gibi güzel
Adın gibi yiğit kal...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
S E V D A M A M E K T U P
I.
Dün gece oturdum seni düşündüm
Nasıl girdin yaşamıma
Nasıl da değiştiriverdin yaşamımı
Oysa senden önce
Farkında bile değildim hiçbir şeyin
Değirmencinin atı mıydı dönen
Yoksa at mı döndermekteydi değirmeni
Yani iş olsun diye mi yaşıyordum
Yoksa yaşamı bir işe mi çevirmiştim
Böylesine karışık
Böylesine çelişki yumağıydı
Yaşam denen o büyük coşku
Belki de pratiği olmayan
Teoriler üzerine kuruluydu dünyam
İşimden evime
Evimden işime uzanan
Sarmal bir yay desek daha doğru
Yaydaki uzama görseldir
Yani değişen bir şey yoktur aslında
Yayı yay yapan değerler açısından
Bu mektubu sana yazarken bile
Yüreğimdeki depremle sarsılıyor bedenim
Ve ben gecenin karanlığından
Beyaz sayfaya damıtırken duygularımı
Hep aynı şeyi
Aynı tutkuyla söylüyorum
İyi ki varsın sevdiğim
İyi ki karşıma çıktın
Ve de iyi ki yüreğimin kapısına dayadın yüreğini...
II.
Bir de senden sonrası var ki yaşamımın
Yalın bir sevda öyküsü
Ya da gelir geçer bir kervan değil
Ne yüreğin günahlardan arındırılması
Ne de elma kokusunun düşünceyi sarması
Hiçbir kitapta anlatımı yok bunun
Çünkü sen bende isyanın
Sen bende uyanan bir devin
Ve sen bende coşkulu bir halayın sesi oldun
Yalnızlıklar yıkıldı
Acılar yok oldu
Umutsuzluklar umutla yıkandı
Tuttum bunlarla bir resim yaptım
Baktım ki seni çiziyor fırça
Şimdi üretmenin gururu
Sevmenin mutluluğu ile
Yüreğimden yüreğine damıtırken duygularımı
Hoş geldin diyorum
Geldin ve yeşillendi bozkır
Geldin ve aydınlandı gözlerim
Ve gelişinle anımsadı adamlığını
Her tipide savrulan bu yürek...
III.
Bugün annemin mezarına gittim
Farklı olan bir şey vardı
Ya da farkına vardığım bir şey
Onu ellerimle toprağa koyduğum günden beri
İlk kez yürekte bir ses
Işık vardı gözlerde
Her şey seninle değişti canımın içi
Kabuğunu kırdı her şey seninle
On yıl aradan sonra anneme
“Sana geldim
Ama bu kez dert anlatmaya
Yüreğini sızlatmaya değil
Yaşama sarılışımı
İsyanın türküye dönüşümünü
Senin istediğin benim yapamadığımı
Yani yürekte direnişin başladığını
Anlatmaya geldim”dedim.
Ve ben bunca yıl sonra gülüyorsam
Hem de ağız dolusu gülüyorsam
Sigara dumanında yitip giden bir ömre
Adınla başlayıp direniyorsam
Sevdamı anneme anlatıyorsam
Bil ki boşuna değil
Boşuna değil bu güçleniş
Ve canımın can yoldaşı
On yıl sonra gülen gözleriyle baktı annem
“Selam et! O güzeller güzeline,
Canıma can katana selam et!”dedi.
İşte böyle sevdiğim
Sevdanın dile gelmesi bu aslında
Sevdanın dilinden
Kağıdın yüzüne akarken sözcükler
Yine tekrarlıyorum
İyi ki varsın bebeğim
Ve iyi ki yüreğini yüreğime ekledin...
IV.
Gece ilerliyor
Sevdan ilerliyor
İlerliyor güzellikler
Söyleyeceklerim bitmedi
Mümkün de değil bitmesi
Çünkü sen varsan
Sevdan varsa yürekte
Bitebilir mi söylenecekler!
On yıldır susan bu yürek
Anımsamışken yağmayı
Durabilir mi artık!
Uzun söze gerek yok
Sevdanın olduğu yerde
Çaresiz kalabilir sözcükler
Çünkü sevda için susmak da
En büyük anlatımdır kimi zaman
Şimdilik susuyorum
Örtüp üstünü yüreğimin
Seni ısıtacağım gecenin karanlığında....
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
S E N
Sen susarsın
Ben kanarım buralarda
Ve kan yağar gülüşlere
Bir ah çekerim
Boğazımda bir yumrukla
Ağlamaklı olursun sen oralarda
Bensiz kalırsın
Bensiz kalır ve yaşarsın
Duygusuz ilişkiler içinde
Sen gidersin
Ben ünlem olurum buralarda
Acılı,hüzünlü
Ayrılık dolu cümlelere
Kanayan ve kanatan bir ünlem
Ve bir of çekerim
Gözümde ırmaklarla
Dağ olursun sen oralarda
Sesim kalır senden geriye
Dağların gücü duygusuzluğudur der
Ve yaşarsın sevgisizliğinin mantıksal coğrafyasında
Sen beklersin
Ben severim buralarda
Bir kucak olurum sonra sana
Taş basılmış ama taşa düşman bir kucak
Sonra dönersin sen
Ben olmam buralarda
Adınla başlamış
Adın bitirmiş olur serüveni
Sen adını yaşamakta
Ben seni bulmakta gecikmişimdir çünkü...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
A Ş K
Aşk dediğin nedir ki…
Camların buğusuna yazılmış
Birkaç satırdan başka
Yazıldığı yerde izi bile kalmaz
Bilinen kentlerin kayıp sokaklarında
Dönüp dolaşıp
Yalnızlıkla kesişmek değil midir
Dörtyol ağızlarında.
Aşk dediğin nedir ki…
Gurbet kokulu
Hüzün yüklü makaslarda
Rayları uzatmaktan başka
Birkaç damla gözyaşıdır payına düşen
Zemheri ayazında
Baharı özlemekten başka nedir ki
Titreyen bir bedende
Yangın yeri bir yürek değil midir elde kalan.
Aşk dediğin nedir ki…
Suskunluğun
Sağır eden uğultusundan başka
Çaresiz adımların
Kimsesiz sokakları değil midir
Yari senden alan
Yangınlar ortasında
Kavrulan bir yürekten başka nedir ki
Sağın solun sobedir
Ateşin narında
Yaraya tütün basmak değil midir
Eyyub’un sabrına eş olan
Aşk dediğin nedir ki…
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ö Z N E S İ Z İ K L İ M L E R
Bir offf çekersin
Dağlar oynamaz yerinden
Analar olur
En derinden sarsılan
O diyar senin
Bu diyar benim dersin sonra
Hangi kente varsan
Bir gurbet
Bağdaş kurup çöker yüreğine
Öznesiz iklimlerden gelmişsindir çünkü
Ve gittiğin yerlerde
Kurtlarla , kuşlarla bir olmuştur
“Hoş geldin” ler
Bir ahhh çekersin
İçi yanmaz kimsenin
Analar olur
Yana yakıla savrulan
O kavga senin
Bu kavga benim dersin sonra
Hangi sevdayı kuşansan
Bir ihanet
Sarıp sarmalar dört yanını
Yangın yeri coğrafyalarda açarsın gözünü
Başını taştan taşa çalan
Bir nehirsindir çünkü
Ve geldiğin yerlerde
Bir yalnızlık türküsüdür
Yolunu gözleyen
Bir çakmak çalarsın yalnızlığına
Bir çoban ateşi olur yüreğin
Ovalar seninle anılır
Her dalda kendini bulur
Her kuşta sesini dinlersin
Bundan gayrısı
Bir nefesli çalgıdır
Özlemlerini anlatan…
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ç E Ş İ T L E M E L E R
Yüreğimde bir fetret başladı ki
İsyanlar birbiri ardınca patlıyor
Savaşlar desen bini bir para
Sözcükler velveleye vermiş ortalığı
Acılar,ayrılıklar,gözyaşları
Kopup geliyor derinlerden
Ben ki hep mağluplar hanesinde,
Ben ki Serez’de darağacında
Yangınlar içinde Sivas’ta
Geçici bir yenilginin
Kalıcı bir onurun yoldaşıydım
(Tut ellerimi bıktım bu ayrılık çeşitlemelerinden)
Ağlamak bile düşlere karıştı
Nehirler kurudu
Toprak çatladı gözlerimde
Umut kaf dağı’nın ardında
Ben ki çöllerde Mecnun
Dağlarda Ferhat
Ben ki Kerbela’da Hüseyin
Kuyuda Yusuf
Kapkara gülümseyen bir zulmün düşmanı
Ay aydınlık bir sevdanın eşiydim
(Tut ellerimi bıktım bu sınanma çeşitlemelerinden)
Suskunluğuma bir çığlık eklenmiş ki
Duygular tutuklu
Sevdalar hükümlü artık
Direnişler,açlık grevleri
Kanatıyor yaraları
Sustukça kanıyor
Kanadıkça eksiliyorum
Ben ki Filistinli bir çocuğun
Zulmün paletlerine fırlattığı taşa
Ben ki çocuğuna hasret bir mahpusun
Tel örgülere takılı umuduna eştim
(Tut ellerimi bıktım bu kanayan çeşitlemelerden)
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ÜŞÜDÜM
Soyunuyorum bedenimdeki kiri pası
Karanlıklar zincire vurulmazmış
Açıl susam açıl bir masalmış
Yıkmazmış sözler duvarları anladım
Gençliğimden artakalanları bir elime
Öteki elime aldım
Çocukluğumda biriktirdiklerimi
Özlemler dinmiyormuş
Zamanın unutturan gücüyle anladım
Sevmek hiçbir şeye yetmiyormuş
Her şeyi isteyenin hiçbir şeyi olmuyormuş
Hiçbir şeyi tam değilmiş her şeyin anladım
Bildiklerin karşılamazmış bilmediklerini
Mayın tarlasında yürümekmiş aslında
Güvensiz olmak sevgiye
Ve mayına basmakmış
Sevgiye güvenmemek anladım
Anladıklarım bile yetmiyormuş
Ömrümün değirmenini döndermeye
Bunca yaşananlardan geriye kalanlar
Bir hoşça kal bile etmiyormuş
Annem ağlıyormuş
Diğerleri maskeli balodaymış
Anasız oğlak
Yardan söz edemiyormuş anladım
Ben anladım
Annem ağladı
Ben anladım
İçim acıdı
Annem anladı
İçim ağladı
Ben üşüdüm....
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
G Ö Z Ü M Ü N Ö N Ü N D E
Hep gözümün önünde
Sabahın seherinde
Ezan sesiyle irkilişin
İnancını sürdürmenin mutluluğuyla
Seccadenin üstünde duruşun
Bölünmüş uykumun ninnisi gibi
Fısıldarcasına dua okuyuşun
Hep gözümün önünde
Tatil sabahlarında
Tüten buharı çaydanlığın
Gülen gözlerin
Beni uyandıran nasırlı ellerin
Diz çöküp yer sofrasına oturuşun
Hep gözümün önünde
Bir daha görüşecek miyiz diye soran dopdolu bakışın
Terminalde uğurlarken beni
Gurbet türküleri tadında el sallayışın...
Hep gözümün önünde
Diyarbakır dönüşü sesime uyanışın
Asırlık hasretinle sarılışın
Seni sorduğumda iyiyim deyişin
Sizinle,sizin için iyiyim
Hep gözümün önünde
Sımsıcak konuşmaların
Sevdalı gülüşlerin
Torununa-Yılların boşluğunu dolduran çocuğa-
Yılların açlığı ile seslenişin
Ona ilahiler söyleyip
İnancını öğretişin
Oysa şimdi buruk bakıyorsun düşlerimde
Devrettiğin kavga sürmüyor diye istediğin gibi
Hep aklımdadır kavgan Ana
Anladığım gün
Sıcak sesini bir daha duymayacağımı
Alıştığım an sensizliğe
Bir daha üzmeyeceğim seni
Yeter ki gülen gözlerinle gel
Coşkulu yüreğinle düşlerime.....
Haziran-1991
D İ Y A R B A K I R
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
B E L K İ
Yüreğinde biletsiz bir yolcuydum belki
Hani gözü kondüktörde
Yüreği gideceği yerde takılı
Bir yanda ulaşma isteği
Öte yanda apansız indirilme korkusu
Yalnızlığın ortasına
Yani korkuya bulaşmıştı nefesim
Ellerim ürkek
Tedirgindi gözlerim
Yol boyunda
Sen sussan
Yol uzar
Kısalırdı gündüzler
Belki de bir telaşlı martıydım gökyüzünde
Hani vapurların peşinde
Denize mahkum bir sevdalı
Gözüm elindeki ekmekte
Açlığım yürekteydi yani
Sen sussan
İskeleler boşalır
Boyun bükerdi vapurlar
Tedavülden kalkmış bir paraydım
Belki cebinde
Hani hükmü geçmişte
Değeri gelecekte saklı
Yani dün ile yarın arasında
Anlamsız bir bugündüm zamanda
Simit yanı çay bile etmiyordum parklarda
Sen sussan
Vitrinler yiyecek dolar
Gücüm yetmezdi kasalara
Düşlerin ötesinde bir düştüm
Belki gerçekliğinde
Hani uyur uyanık görülen bir düş
Uyusan yiter avuçlarından
Uyansan kahrolası bir sızı yürekte
Yani ne buldum diyebilirsin
Ne de hiç görmedim
Sen sussan
Karabasan olurdu geceler
Uykular kabus taşırdı
Ne biletsiz bir yolcu
Ne telaşlı bir martı
Ne tedavülden kalkmış bir para
Ne de uyku mahmuru bir düş
Yüreğinde baş köşedeyim aslında
Bir dalgakıran
Fırtınalara karşı önünde
Bir gerçek
Yalanların panzehiri
Yüreğinde birinci mevkiideyim aslında....
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
A N A M D Ü Ş T Ü M Ü A K L I M A
Anam düştü mü aklıma
Yüreğim alır götürür beni
Bir pazaryerinde bulurum kendimi
Param sınırlı
Çocuklarım öyle isteklidir ki
Yüreğimi böler
Dilim dilim sunarım sofraya
Bir yaylada açarım gözümü sonra
Çam sakızı bulaşır ellerime
Kekik kokar dağlar
Ekmek arası peynir vardır önümde
Bağdaş kurarım dereler boyu
Dilinde bir türküyle gelir anılar
Anam düştü mü aklıma
Yüreğim alır götürür beni
Bir cezaevi önünde bulurum kendimi
Dilim suskun
Yüreğim çığlık çığlığadır
Tel örgüler amansız
Zamansızdır “Görüş bitti”ler
Özlemimi yüklenir
Tane tane dökerim gözlerimden
Şehirlerarası yolculuklarda açarım gözümü sonra
Gurbet bulaşır ellerime
Oğul kokar yollar
Beklerim üniversite önlerinde
Elinde yalnızlıkla gelir ayrılıklar
Anam düştü mü aklıma
Yüreğim alır götürür beni
Bir mezar başında bulurum kendimi
Dizeler gelir yapışır dilime
“Derdimi dökeyim derin dereye”
Ağıtlar tekil
Öylesine çoğuldur ki yalnızlıklar
Canımı gömer
Kapanırım usulcacık içime
Seni düşündüm mü
Anam gelir aklıma
Acı savurur günler
Hüzün dolaşır ayaklarıma
Bir sevdada açarım gözümü
Gelincik kokar ovalar
Boynum bükülür
Mahzunlaşır gözlerim......
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İ Ç İ M D E K İ Ç O C U K
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Senin büyümen
İnfazıdır yaşama ve doğruluğa olan inancımın
Senin büyümen
Sevdasız coğrafyalara
Sürgünüdür ömrümün
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
İhanetleri tanıma sen
Ağlamayı bilme
Çıkmaz sokaklarda
Heder etme ömrünü
Uçurum başlarında
Gülümseme ölüme
Bir sevda bilmez uğruna
Bozuk para sesi olmasın umutların
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Güzelliğini kör ederler
Dilsiz ederler yiğitliğini
Gülüşün sağır
Murdar olur gençliğin
Seni küskün
Seni yalnız koyarlar
Bunca acılar
Bunca yokluklar içinde
Utanmaz olursun
İnsanlığından bile
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Varsın böyle azap olsun yaşam
Varsın bir garip çocuk desinler
Varsın sevdaya bir damla ihanet
Bir damla ayrılık çalsınlar
Senin çocukluğuna
Senin saflığına
Senin o ulaşılmaz sevdana
Hangi karayı sürebilir
Bu yüreği kara
Yaşamı kapkaralar
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen...
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
G Ö Ç M E N S E V D A
Göçmen bir sevda bu
Hani bedeni yaşadığı yere
Yüreği doğduğu kente mahkum
Eli varmaz hani
Bahçede çiçeklerle oynaşmaya
Derin derin söyleşmeye dostu yoktur ki
Yani içli bir türkü hüznü taşır
İçilen çaylar
Söylenen sözler
Haberci kuşun kanadı kırıktır çünkü
Evet göçmen bir sevda bu
Yüreği gurbet yollarına
Bedeni iskana mahkum
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ACILARLA BİLENDİK
Anamızın kara gözlerinde
Binlerce ah duyardık
Anamız
Dert yüklü kervanlardı
Evcilik oyunlarımızda
Pencere diplerinde fesleğenlerin
Bahçede ortancaların diliydi anamız
Kınalı elleri severken
Çiçekleri yaprak yaprak
Bir sessiz sağnak olurdu
Gözlerinde gülüşler
Büyüdük
Büyüdük
Acılarla bilendik
Akşamları yol gözlerdik
Yorgun dönerdi babamız
Alnındaki çizgilerde
Umudun dilini
Namusun sesini duyardık
O susar
Biz dinlerdik
Biz susardık
Derin bir ah çekerdi hane halkı
Büyüdük
Büyüdük
Acılarla bilendik
Önce babamız gitti
Çekildi sular
Düğümlendi boğazımız
Hüznü vurdu sırtımıza
Taşıdık bir ömür
Gülüşlerimiz buruk
Sözcükler kekremsiydi gayrı
Büyüdük
Büyüdük
Acılarla bilendik
Anamız gitti sonra
Boşaldı hanemiz
Lal oldu ağzımız
Kulaklarımız sağır
Kimsesizlik çöktü omzumuza
Yandık yakıldık bir ömür
Büyüdük
Büyüdük
Acılarla bilendik
ADANA- 01.07.2009
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ALICISI BULUNAMADI
Hani gurbettesindir
Yürekte ince bir sızı
Dilinde hüzünlü bir şarkı dolaşıyorsundur
Kah aydınlık
Kah karanlık yollarda
Yanan her evin lambası
Yüreğinde bir özlem tadı bırakıyordur
“Şimdi sevdiklerimin yanında olmalıydım”diyorsundur
İç çekerek
Acı çekerek
Ve ağlayarak
Ağladığını bir sen biliyorsundur
Bir de yüreğin
İçli ağlamalar
Başka adrese ulaşmaz ki zaten
Çünkü adresi yanlış yazılmıştır onların
Üzerinde bir kırmızı kaşe ile
Gelir konar yüreğinin ortasına
“Alıcısı Bulunamadı”
Sonra dönersin memleketine
Sanırsın ki her şey eskisi gibi
Sevdiklerin yanında
Dostluklar kış geceleri sıcaklığında
Oysa değişmiştir her şey
Kardeşler yabancılaşmış
Dostluklar hastalıklıdır artık
Ve anlarsın ki
Gurbet olmuştur memleket
Memleketin olmuştur gurbet
İşte bunun kadar yakmaz yüreğini
“Alıcısı Bulunamadı”ile
Sana dönen ağlamalar....
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Ve sen daha demincek, yıllar da geçse demincek; bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm ÖMRÜMÜN SEBEBİ; USTAM; SEVGİLİM...
YÜREĞİMDE GİZLEDİĞİM
YÜREĞİMDE GİZLEDİĞİM (Fatin Murat SEFERBEYOĞLU'nun şiir kitabı...)
Kendi olmak, kendini yazmak... Üstelik kendi şiirini yazmak... Kendini yazarken yaşadığın toplumun bireyi olduğunun ayrımında olarak, toplumsal sorumluluğu üstlenerek yazmak... Fatin Murat SEFERBEYOĞLU bu bilinçle üretiyor şiirlerini. O, kendinden yola çıkarak bireyi olduğu toplumu, toplumun bireylerinden kendi bilincine yansıyanlarını yazıyor; yalın bir dille kolaycılığa kaçmadan... Bağlandığı damarın sorumluluğunu taşıyarak... Yüreğimde Gizlediğim'i okurken kendinizi, yüreğinizi bulacak; duyarlı bir yürekle bütünleşeceksiniz.
Kendi olmak, kendini yazmak... Üstelik kendi şiirini yazmak... Kendini yazarken yaşadığın toplumun bireyi olduğunun ayrımında olarak, toplumsal sorumluluğu üstlenerek yazmak... Fatin Murat SEFERBEYOĞLU bu bilinçle üretiyor şiirlerini. O, kendinden yola çıkarak bireyi olduğu toplumu, toplumun bireylerinden kendi bilincine yansıyanlarını yazıyor; yalın bir dille kolaycılığa kaçmadan... Bağlandığı damarın sorumluluğunu taşıyarak... Yüreğimde Gizlediğim'i okurken kendinizi, yüreğinizi bulacak; duyarlı bir yürekle bütünleşeceksiniz.