YÜREĞİMDE GİZLEDİĞİM

YÜREĞİMDE GİZLEDİĞİM (Fatin Murat SEFERBEYOĞLU'nun şiir kitabı...)
Kendi olmak, kendini yazmak... Üstelik kendi şiirini yazmak... Kendini yazarken yaşadığın toplumun bireyi olduğunun ayrımında olarak, toplumsal sorumluluğu üstlenerek yazmak... Fatin Murat SEFERBEYOĞLU bu bilinçle üretiyor şiirlerini. O, kendinden yola çıkarak bireyi olduğu toplumu, toplumun bireylerinden kendi bilincine yansıyanlarını yazıyor; yalın bir dille kolaycılığa kaçmadan... Bağlandığı damarın sorumluluğunu taşıyarak... Yüreğimde Gizlediğim'i okurken kendinizi, yüreğinizi bulacak; duyarlı bir yürekle bütünleşeceksiniz.



31 Temmuz 2010 Cumartesi

Günün Yazısı

                                                           BİR ŞAİR - BİR İNSAN

Yavuz Bülent Bakiler adını hiç duydunuz mu? Mutlaka duymuşsunuzdur. Öz Türkçe sözcüklere karşı açtığı savaşla gündeme gelir hep… Hiç unutmam TRT-2 de yaptığı bir programda “ölmek” sözcüğünün halk arasında tutulmadığını söylemiş ve eklemişti: “halkımız öldü demiyor, canı cennete uçtu diyor.” Zaten bu ülke ne çektiyse halk böyle istiyor diyenlerden çekmedi mi bugüne kadar… Daha halkı bilmeyenler, halkın yanında olmayanlar, ağızlarını açtılar mı “halk için” diyorlar, “halkımız böyle istiyor” diye ekliyorlar…
Orta Asya’daki dilini -yani Kök Türkçeyi- İslam motifleri içinde Arapça ve Farsça sözcüklere teslim edenler, bir dönem, Köktürkçeden günümüze kadar gelmiş sözcükleri bile “Ermeniceden alınmıştır” diye karalamadılar mı? Bunların başında da Yavuz Bülent Bakiler yok muydu? Yusuf Has Hacip, Kutadgubilig adlı eserinde: “yanut virdi ögdilmiş” der. Bu beyzadeler yanıt değil cevap Türkçedir diyerek kendi kültürlerine ne kadar yabancı olduklarını kanıtlamadılar mı?

Şimdi diyeceksiniz ki, “Bunları zaten biliyoruz. Neden durup dururken Yavuz Bülent Bakiler adını ortaya atıyorsun?”
Bunları bildiğiniz konusunda haklısınız; ama bu adı durup dururken ortaya atmıyorum. Bakın Türkiye Gazetesindeki köşesinde Yavuz Bülent Bakiler ne diyor:
“Nazım Hikmet, alçak ve müptezel bir adamdı… Karısını başka erkeklerle paylaşırdı… Bu adama nasıl itibar verilir?”
Evet, yanlış yazmadım ve siz de yanlış okumuyorsunuz, “Türk Dilinin En Büyük Şairi” olarak bilinen Nazım Hikmet için böyle fetva veriyor(!) Yavuz Bülent Bakiler…
Bu satırlara ne denir, nasıl yorumlanır ve bu satırların yazarına ne gözle bakılır bilemiyorum… Bildiğim tek şey, dilin bütün sözcükleri kıt gelir bu satırları ve yazarını yorumlamakta(!)…
Nazım Hikmet, Türkçeyi çok iyi kullandığı için mi alçaktır?
Nazım Hikmet, bir Türkiye sevdalısı olduğu için mi müptezeldir?

Dinle ey tezgahında küfürden, iftiradan başka bir şey taşımayan adam!
Nazım Hikmet’e söz söyleyebilmen için en az onun kadar bu dili iyi kullanabilmen gerekir…
Nazım Hikmet’i alçak olarak niteleyebilmen için en az onun kadar bu ülkeyi ve bu insanları sevmen gerekir…
Nazım Hikmet’e karısını başka erkeklerle paylaşırdı diyebilmen için en az onun kadar sevdayı ve dostluğu bilmen gerekir…

Dinle ey Arapça ve Farsçayı Türkçeden üstün tutan ve Orta Asya kültürümüzü çöl bedevilerine teslim eden adam!
Bu ülkede dilini başka dillerin boyunduruğundan kurtarmaya çalışanlar oldukça, ülkemizi emperyalizmin çizmelerinden kurtarmak için kalemiyle, yüreğiyle savaşanlar oldukça meydan sana kalmayacaktır…

Dinle ey ulaşamadığı ciğere mundar diyen ve bunu yaparken de ülke sevgisini kılıf yapan büyük şair(!)
Nazım Hikmet’i anlayabilmek için kırk fırın dolaşman ve her şeyden önemlisi “ölülerin ardından kötü konuşmayınız.” diye buyuran bir dinin inanırı olarak hareket etmeyi öğrenmen gerekiyor. 1915 yılında Tevfik Fikret’in ölümünden sonra Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’tan Tevfik Fikret ile ilgili şiirleri çıkarışını ve soranlara da “artık bana yanıt veremez ki” dediğini unutmaman gerekiyor.

Yavuz Bülent Bakiler, bu adı tanıyor musunuz? On olmasına dokuz daha gereken bir dil uzmanı(!) ve bir şair(!)… Başkalarına hakaret etmeyi, iftira atmayı sanat sayan bu insanlara verilebilecek en güzel yanıt nedir?
İnanın içimden geçenleri anlatmaya kıt geliyor dilimin sözcükleri…

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU