H A B E R T U R K
Türkiye’de basın ailesine yeni bir gazete daha katıldı. 1 Mart 2009 tarihinden beri yeni bir gazetemiz var. “Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını; gerçeklerin saklanmayacağını; baskıların yıldıramayacağını…” savunarak ortaya çıkan bir gazete…
Peki bir gazeteye gereksinim var mıydı, Türkiye’de? Bu sorunun yanıtı kuşkusuz ki “evet” olacaktır.
İktidardan beslenen gazeteler ve İktidar’ın evlerinize sokmayın dediği “yandaş gazeteler” bizi artık iyice bunaltmıştı.
Ama, ben yeni doğan bu gazeteye siyasal açıdan bakmıyorum. Benim bakış açım daha farklı bir noktada… “Türkiye’nin Gazetesi” olmak tezi ile ortaya çıkan bu gazetede bir eksiklik gördünüz mü? Ben gördüm… Gördüğüm içindir ki bu gazete ölü doğmuştur benim açımdan… Evime giremez, bulunduğum bir ortamda görürsem yüz çevirir, elimi bile sürmem… Aynı adı taşıyan ya da benzer adlarla kurulan televizyon kanallarını televizyonumdan nasıl silmişsem, bu gazeteyi de daha doğmadan kayıplar hanesine yazdım…
Bu kızgınlık niye, daha görmediğin, tek bir satırını bile okumadığın bir gazeteye bu düşmanlık neden mi, diyorsunuz? Bu soruyu soruyorsanız, ayaklarınızın altından alınan topraklarımızdan haberiniz yok demektir… Yıllardır “sözde Ermeni soykırımı” ile bizi merdivensiz kuyulara atanların “kültürel bir soykırım”ı nasıl başarıyla uyguladıklarını sezemiyorsunuz, demektir… Dünyadan Türkiye’yi ve Türkçeyi silmek için nasıl da canla başla çalıştıklarını, kendi saksılarında yetiştirdikleri liberallerle bizi nasıl içten içe yok ettiklerini göremiyorsunuz, demektir…
Gazetenin adına dikkat ettiniz mi? “ Haber TURK” Türk sözcüğündeki ‘u’ seslisine bakın… Şimdi biz bunu nasıl okuyacağız? “Haber Turk” mu diyeceğiz, yoksa “Haber Türk” diye mi okuyacağız.? Oysa Türkçenin bu konu ile ilgili kuralı açık: “Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dildir.”
Yani İngilizcede olduğu gibi ‘f’ yazıp ‘ef’ diye okuyamazsınız, dilimizin seslerini… Öyleyse bu gazetenin adı Haber Turk… O zaman da karşımıza şöyle bi sorun çıkıyor: Türkçede ‘Turk’ diye bir sözcük yok!!!
Bir ülkenin kültürü, o ülkenin dilinde saklıdır. Atasözleri, deyimler, şiirler, türküler, maniler kültürün inceliklerini dilin güzellikleri ile anlatır.Bu atasözlerimizden biri der ki: “Ceviz kabuğundan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş.” Kendi dilini yok sayan, kendi kültürünü aşağılamış olmaz mı? Yetiştiği dili, donatıldığı kültürü aşağılayan aslında kendisini aşağılamaz mı?
Kendi dilinde bir ad vermeye utanılan bir gazete, nasıl bu kültürün sesi, bu ülkenin gazetesi olabilir?
Ben başbakan değilim, “yandaş medyayı evinize sokmayın” diyemem!!!
Ben “yandaş medya” değilim, “damat gazetelerini” okumayın , diyemem!!!
Ben ülkesini seven, ABD’nin kapısında dilenen değil, direnen bir TÜRKİYE isteyen bir bireyim…
Bu direnç gücünü dilden alacaktır, bunun bilincindeyim…
Yıllar önce Türkçe ile sanat yapılmaz diyerek beş kıtaya hükmeden bir İmparatorluğu kültüründen uzaklaştırıp, İngiltere’nin kapıkulu yapanlar, bugün de “Türkçe ile bilim yapılmaz, dünya dili İngilizcedir aldatmacası ile karşımızdalar. Ama bir fark var: Beş kıtadan geriye Anadolu kalmıştı, bugün Anadolu’dan geriye kalacak olan KÖLELİKTİR…
Haber TÜRK demedikleri sürece, böyle bir gazete hiç olmayacak benim yaşamımda… Sizin böyle bir gazeteniz var mı yoksa???
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Ve sen daha demincek, yıllar da geçse demincek; bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm ÖMRÜMÜN SEBEBİ; USTAM; SEVGİLİM...
YÜREĞİMDE GİZLEDİĞİM
YÜREĞİMDE GİZLEDİĞİM (Fatin Murat SEFERBEYOĞLU'nun şiir kitabı...)
Kendi olmak, kendini yazmak... Üstelik kendi şiirini yazmak... Kendini yazarken yaşadığın toplumun bireyi olduğunun ayrımında olarak, toplumsal sorumluluğu üstlenerek yazmak... Fatin Murat SEFERBEYOĞLU bu bilinçle üretiyor şiirlerini. O, kendinden yola çıkarak bireyi olduğu toplumu, toplumun bireylerinden kendi bilincine yansıyanlarını yazıyor; yalın bir dille kolaycılığa kaçmadan... Bağlandığı damarın sorumluluğunu taşıyarak... Yüreğimde Gizlediğim'i okurken kendinizi, yüreğinizi bulacak; duyarlı bir yürekle bütünleşeceksiniz.
Kendi olmak, kendini yazmak... Üstelik kendi şiirini yazmak... Kendini yazarken yaşadığın toplumun bireyi olduğunun ayrımında olarak, toplumsal sorumluluğu üstlenerek yazmak... Fatin Murat SEFERBEYOĞLU bu bilinçle üretiyor şiirlerini. O, kendinden yola çıkarak bireyi olduğu toplumu, toplumun bireylerinden kendi bilincine yansıyanlarını yazıyor; yalın bir dille kolaycılığa kaçmadan... Bağlandığı damarın sorumluluğunu taşıyarak... Yüreğimde Gizlediğim'i okurken kendinizi, yüreğinizi bulacak; duyarlı bir yürekle bütünleşeceksiniz.