ANA AZAP BÜLTENİ
Her gün televizyonun karşısına geçiyor ve günün gelişmelerini öğrenmeye çalışıyoruz. Aslında günün gelişmelerini değil, özel televizyonlar ortaya çıktığından beri yaşadığımız kültür erozyonunun son durumunu görüyoruz ve ağlanacak halimize gülüyoruz arsızca…
Gelin, birlikte bir düşünelim, her akşam neler görüyoruz, neler duyuyoruz ana azap bültenlerinde…
Elinizdeki kumanda ile kanaldan kanala geçerken Kanal D Ana Haber Bültenine denk gelmişsinizdir mutlaka… Yıllardır insanların gönlünde yaptığı belgeseller ile taht kurmuş Mehmet Ali Birand karşınızdadır… Bir an gözünüzün önünden Demirkırat, 12 mart ve 12 Eylül Belgeselleri geçer… Aklınıza Can Dündar, Mithat Bereket gibi adlar gelir… Çünkü bunların hepsinde Mehmet Ali Birand’ın emeği vardır…
Ancak haber bülteninin başlamasıyla sinirleriniz gerilmeye, fildişi kulelerde yaşattığınız Mehmet Ali Birand adı yerle yeksan olmaya başlar… Neden mi?
Çünkü Mehmet Ali Birand, haber sunmayı, tiyatro ile karıştırmaktadır… Söylediklerinden çok yaptığı hareketlere, jest ve mimiklerine bakmaktan yorulursunuz… Kimi zaman da duygularını dışa vurmaktan kaçınmaz, bakarsınız haberin ortasında Mehmet Ali Birand’dan bir kahkahadır kopmuş geliyor…
Sonra sokakların sesini dinlemek üzere Fatih Portakal’la bağlantı kurar Birand… O da nesi? Birand’ın abartılı jest ve mimiklerine rahmet okutacak kadar tiyatrocu bir muhabir vardır karşınızda… Kendisini tiyatroya öylesine kaptırmıştır ki, tankların gidişini kamera ile göstermekle yetinmeyip bir de tankların yanı sıra koşmaktadır… Koşarken de bir yandan “işte görüyorsunuz, tanklar sınıra doğru gidiyor” diye haykırmaktadır…
Bazen öyle bir duruma gelirsiniz ki, Yılmaz Erdoğan’ın sahneye çıkacağını ve “çok güzel hareketler diyenler” diye soracağını sanırsınız…
Bütün bunlara bir de muhabirlerin ağızlarını yayarak konuşmaları eklenince “Allah’ım neydi günahım” şarkısını söylemeye başlarsınız…
Bütün bunlar olurken, biri de çıkıp “ya kardeşim, yeter artık!” ana haber mi sunuyorsunuz, “ana azap mı çektiriyorsunuz?” demez… Tepkisiz, duyarsız insanlar topluluğu olarak bu komediye bir türlü dur demeyiz… Biz dur demedikçe de onlar bu garip gösterilerini zevkle yapmayı sürdürürler…
Bu ülkede, Sezen Aksu’nun “kıl oldum abi” leri ile başlayan, “hadi hazırım, yatağıma gel, yeter ki onursuz olmasın aşk”larla süren ve “seni ham yapar bu zilliler”le çıkışını sürdüren kültür erozyonu Mehmet Ali Birand ve muhabirlerinin “pandomim”leriyle doruğa ulaşmaktadır…
Ben bu ülkede yaşayan ve değiştirilmeye , dönüştürülmeye çalışılan bir toplumun bu zulme direnen bir üyesi olarak diyorum ki:
Mehmet Ali Birand, lütfen gönlümüzde taht kurduğun çalışmalarına dön!
Lütfen, bu ülkeye Fatih Portakal’lar değil Can Dündar, Mithat Bereket’ler armağan et!
Lütfen, ana haber bültenini “ana azap bülteni”ne çevirme!
Bu ülkenin kültürünü, değerlerini bilen ve bunlara sahip çıkan insanlar,
Lütfen, üzerinizdeki ölü toprağını atın, silkinin ve dilini bilen, haberciliği komedi ile karıştırmayan insanların yok olup gitmesine izin vermeyin!
Çok mu zor, uyan Türkiye, sesini yükselt artık!
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Ve sen daha demincek, yıllar da geçse demincek; bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm ÖMRÜMÜN SEBEBİ; USTAM; SEVGİLİM...
YÜREĞİMDE GİZLEDİĞİM
YÜREĞİMDE GİZLEDİĞİM (Fatin Murat SEFERBEYOĞLU'nun şiir kitabı...)
Kendi olmak, kendini yazmak... Üstelik kendi şiirini yazmak... Kendini yazarken yaşadığın toplumun bireyi olduğunun ayrımında olarak, toplumsal sorumluluğu üstlenerek yazmak... Fatin Murat SEFERBEYOĞLU bu bilinçle üretiyor şiirlerini. O, kendinden yola çıkarak bireyi olduğu toplumu, toplumun bireylerinden kendi bilincine yansıyanlarını yazıyor; yalın bir dille kolaycılığa kaçmadan... Bağlandığı damarın sorumluluğunu taşıyarak... Yüreğimde Gizlediğim'i okurken kendinizi, yüreğinizi bulacak; duyarlı bir yürekle bütünleşeceksiniz.
Kendi olmak, kendini yazmak... Üstelik kendi şiirini yazmak... Kendini yazarken yaşadığın toplumun bireyi olduğunun ayrımında olarak, toplumsal sorumluluğu üstlenerek yazmak... Fatin Murat SEFERBEYOĞLU bu bilinçle üretiyor şiirlerini. O, kendinden yola çıkarak bireyi olduğu toplumu, toplumun bireylerinden kendi bilincine yansıyanlarını yazıyor; yalın bir dille kolaycılığa kaçmadan... Bağlandığı damarın sorumluluğunu taşıyarak... Yüreğimde Gizlediğim'i okurken kendinizi, yüreğinizi bulacak; duyarlı bir yürekle bütünleşeceksiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder